MOĞOLİSTAN RÜYASI

Moğolistan uçsuz bucaksız bozkır ve çölleri, özgür koşan atları, mavi gökyüzü ve bulutların göz alabildiğince uzandığı, ülkemizin iki katı genişliğinde ,üç milyon nüfusu ile kilometre kareye bir kişinin düştüğü rüya gibi bir ülke.
Moğolistanın doğal, tarihi ve kültürel güzelliklerinin yanı sıra tarihte ilk Türk devletlerin kurulduğu Ata topraklarını ziyaret edebilmek amacıyla Ankara Üniversiteliler Derneği başkanımız Prof. Dr. Günal AKBAY öncülüğünde 1-9 ağustos tarihleri arasında Moğolistan ‘a bir gezi düzenledi.
Gezimizin ilk durağı bugün giderek değişen modern ve göçebe kültürün iç içe olduğu Ulanbator ‘da kent; merkezde Sukhbaatar meydanı ve meydana açılan caddelerde gelişmektedir. Sukhbaatar heykelinin yer aldığı, halkın katıldığı şenlik ve törenlerin yapıldığı meydan; Opera binası, Ulusal Sanat Galerisi, Parlemento Binası, Ulanbator Üniversitesi , Kültür Sarayı ve modern yapılarla kuşatılmıştır. Meydanın en gösterişli yapısı olan Parlamento binasının ön cephesine 2006 yılında , Moğolistan’ın 800. kuruluş yılında törenle devasa Cengiz Han heykeli, binanın köşelerine yakın yerde de oğulları Kubilay ile Ögedey’in heykellerinin açılışı yapılmıştır. Ulanbator, Ankara ile kardeş kent, Ankara Caddesi üzerinde bir Türk okulu ve bahçesinde Atamızın büstünü görmek bizleri çok mutlu etti.
Ulanbator’dan yola çıktığımızda Moğolistan’ın doğal yaşamı kentteki kaosun tam tersi; dingin, olağanüstü güzellikte ve zenginlikte, gökyüzünde mavinin her tonunu, bozkırda yeşilin her tonunu görmenin yanı sıra Ger çadırlarının yanında at, yak, koyun ve sığır sürüleri ve Ovoolar peyzajı tamamlamaktadır. Ovoo’lar steplerde, dağ geçitlerinde, taş yığınlarından meydana getirilen, suni tepeler , bir anlamda höyüklerdir . Batılılar tarafından yurt olarak bilinen ger, Moğolların geleneksel yaşam mekanlarıdır. Yuvarlak bir örgü duvar üstüne monte edilmiş merkezi bir duman çıkış halkasından yayılan direklerden oluşmuştur.
Güzergah boyunca ilerlerken kısrak sağan bir kadının izni ile doğaçlama bir Gerde konuk olduk. Aile fertleri ile tanıştık, bize kısrak sütünün mayalandırılmasıyla yapılan kımız ikram ettiler.
Moğolistan’ın Tov eyaletinde yer alan, içinden Tuul nehri geçen, Khentii Dağları boyunca uzanan ve yaklaşık 500 kilometrekarelik bir arazi alanını kapsayan Hustai Nuruu Ulusal Parkı, Moğolistan’ın ulusal sembolü olan Przewalski Atı ( Equus ferus przewalskii ) ya da Moğolca“Takhi” nin, 1993 yılında yeniden kazanımı ile dünyaca tanınmıştır . Hustai Milli Parkı kuş gözlemcileri tarafından da tercih edilen bir koruma alanı olup 217 türü barındırır.
Hustai Milli Parkından Karakuruma doğru yol alırken kırsal peyzajda seyrek olarak ger çadırları, deve, koyun ve at sürüleri ile karşılaştık.
Orhun anıtları Türk adı, Türk milletinin isminin geçtiği, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren ilk belgesi olarak tanımlanabilir. Orhun âbideleri Göktürk devrinden kalma kitabelerdir. Asya’da Büyük Hun İmparatorluğundan sonra Türklerin ikinci büyük imparatorluk olarak kurduğu Göktürk Devleti, Türk sözünü ilk kez resmi devlet adı olarak alan Türk Devletidir.
Kül Tigin âbidesini ağabeyisi Bilge Kağan 732′de diktirmiş, ikincisi olan Bilge Kağan âbidesini de ölümünden bir yıl sonra 735′te kendi oğlu olan kağan diktirmiştir. Üçüncü olarak verilen Tonyukuk âbidesi ise 720-725 senelerinde kendisi tarafından dikilmiştir.
Orhun Anıtlarından sonra konaklama yerimiz Ger çadırlarından oluşan kamp bizler için unutulmaz bir deneyimdi. Özellikle gece yıldızlarla dolu gökyüzünü izlemek ve Moğol mutfağını keşfetmek çok keyfliydi.
Gezimizin daha sonraki durağı Karakurum’da 1586 yılında Abaday Han tarafından yaptırılan ilk Budist manastırı Erdene Zuu Manastırı oldu . Manastır ziyaretimizden sonra Ger çadırımızda konaklayıp sabah Tonyukuk anıtına doğru yola çıktık. Tonyukuk anıtı 4 cepheli iki dikilitaş şeklindedir.
Tonyukuk Anıtından sonra hedefimiz Moğolistan’ın Tsonjin-Boldog bölgesinde, 2008 yılında açılan, kaidesi hariç, yüksekliği 40 metre olan Cengiz Han anıtı oldu. Anıt, 10 metre yüksekliğindeki platform üzerine yerleştirilerek kültür ve eğlence mekanı olarak tasarlanmıştır. Altın Kamçı” olarak adlandırılan heykelin içinden geçen bir asansörle atının kafasına ulaşan ziyaretçiler, buradan uçsuz bucaksız Moğol bozkırını görebiliyor.
Cengiz Han anıtından sonra Ulan Bator’a 70 kilometre uzaklıkta Cengiz Han’ın doğduğu bölgede yer alan Gorkhi-Terelj Milli Parkına gitmek üzere yola çıkıyoruz. Milli Park ilginç şekilli büyük kayalar, yüksekliği 2400 metreyi bulan dağların arasında, kilometrelerce uzunluktaki yemyeşil çayırların tepelerde ormanlarla buluştuğu yeryüzü cenneti.
Yılkı atlarının, yak sürülerinin, keçilerin iştahla otladığı çayırların yer aldığı parkta bir bölümü endemik 1500 bitki, 50 memeli, 253 kuş türü belirlenmiş . Konakladığımız Ger çadırından yanlızca rüzgârın, suyun sesini duymak , uçsuz bucaksız yeşilliklerle kaplı vadiyi izlemek çok keyifliydi.
Gezimizin son günü Ulanbator kentinde modern yaşamın gürültüsü, karmaşasını yaşayıp gece Ulanbator Drama Tiyatrosunda ulusal dans ve müziklerini kapsayan muhteşem bir gösteriyi izledik. Orkestra 1964 yılında kurulmuş, geleneksel çalgılarla geleneksel müzik ve batı müziğinden örneklerle unutulmaz bir gece yaşattılar.